Engin AKSÖZGenelVOLEYBOLDA KONUK YAZARLAR

Bu galibiyet ‘Sultanlar’a yakıştı

Nasıl üzüldüm Kanada yenilgisine anlatamam Hollanda’yı denize döktüğümüz maçtan sonra.

Filenin Sultanlarından söz ediyorum.

Kanada‘nın Calgary kentinde devam eden NVL‘nin ( Nations Volleyball League / Milletler Ligi) 3. etap maçında karşılaşmıştık rakibimizle.

Hiç abartmıyorum; 10 maç yapalım 10’unda da farklı set skorlarıyla yenebileceğimiz rakibimize; kendi standartlarımızın dışında çıkardığımız bir oyundan sonra 3-1 yenilmek; bir voleybol sever olarak hem içime oturdu, hem de kabullenmek zoruma gitti.

Düşünebiliyor musunuz; geride kalan sezonu Nilüfer Belediyespor’da düşe kalka tamamlayabilmiş orta oyuncuları Emily Maglio o maçta takımının en iyilerinden birisiydi.

Biz bir şey oynamayınca; ‘az bir şeyler oynayan(!)’ Kanada seyircinin de desteğiyle; parkeden sevinerek ayrılan taraf oldu.

Bu yenilgi dünyanın sonu değildi elbette ama; puan sıralamasındaki yerimizi olumsuz etkiledi;

Ankara’daki son etaba daha avantajlı bir pozisyonda başlama şansını ertelemiş olduk.

Telafisi; bir gece önce yenilgisiz olarak Calgary‘e gelen Japonya’yı 3-2 geçerek ilk sürprize imzasını atan Hollanda’yı devirmekle edilecekti.

Devirdik  de…

Hem de öyle böyle değil; şahane oynayarak ve skor üzerine kafalarda en küçük bir soru işareti bırakmayarak…

Yadsınamayacak gerçek;

Tırnaklarımızla kazıyarak tutunduğumuz yeni yerimizde;

Filenin Sultanları‘nın yedeği, ası ve teknik kadrosuyla dünyanın en iyi takımlarından birisi olduğudur.

İlk beşin devamlı müşterisiyiz.

Daha aşağılarını ne kabulleniriz, ne de bizim büyüklüğümüze yakışır.

Henüz olamasak ta;  günün birinde kürsünün ilk basamağına tırmanırsak eğer; şampiyonluğun en çok yakıştığı ülke oluruz açık ara.

Çünkü Türkiye;

Bu sporu sadece oynayanlarıyla değil, aileleriyle, taraftarlarıyla; siyasetçileriyle, hatta sokaktaki normal vatandaşıyla birlikte çok seviyor.

Ve sevginin kat sayıları giderek genişlemeye devam ediyor.

Maça gelecek olursak;

Hollanda önünde takımımız kusursuz ve sıfıra yakın hata ile oynadı.

Çok iyi servis attık, bloklara iyi yerleştik, alternatifi bol hücum portföyümüzle karşı tarafa hamle yapacak şans tanımadık.

Dublaj savunmamız da olağanüstü bir günündeydi. Blok arkasına iyi yerleşerek; sadece kısalarımızla değil, uzunların da katkılarıyla ikinci, üçüncü hücum şansları yaratarak Hollanda‘nın fişi çekmesini sağladık.

2 ve 4 numaradan hücumlarımız şiir gibiydi.

Hande Baladın 4 numaradan kanatlanıp uçarken, Meryem Boz 2 numaradan kendi adına sezonun kariyer maçlarından birisini oynadı.

Sözün özü, yüksek bir yüzdeyle her topu öldürmeyi başardık.

Köşelerin dört nala koştuğu akşamda; Zehra Güneş ortadan otomatiğe bağlanmış bir yapay zeka gibiydi.

Vurdu, blok tuttu, Hande’ye nazire yaparcasına blok arkasına çıkartılması zor plaseler plaseler bıraktı.

Zehra kendi pozisyonunda tartışmasız dünyanın en iyilerinden. Müthiş bir oyun ve pozisyon sezgisi var;  pasör Cansu’nun kol açıklığa gönderdiği her pasta gereğini yerine getirerek topu öldürmesini biliyor.

Bloklarda rakibin en etkili smaçörüne yönelme refleksini; başka bir oyuncuda görebilmek çok zor.

Allah nazarlardan saklasın;

Tek handikabı peşinde kuyruk gibi dolaşan magazin basınına kafayı fazla takmış olması!.. Bunu  bir kenara bırakarak sadece işine odaklanırsa; uzun yıllar dünyanın 1 numarası   olarak alkışlarız Zehra’yı.

‘Orta’ denince ‘ortanın sultanı’ kaptan Eda Erdem Dündar”ı pas geçmek olmazdı. Kendine has stili olan pasörün arkasından dolanarak ve tek ayak üzerinden yaptığı smaçlarıyla Hollanda’yı dövdü durdu bu maçta da. Yine büyük oynayarak adeta döktürdü.

Hande, Meryem, Zehra ile pasör Cansu’ya; bu maçla ilgili performansları için ‘ Türk voleybolunda mahşerin dört atlısı gibiydiler’ benzetmesini yapabiliriz.

Alternatifli kadrodan oynama şansı bulanlar, ikame ettikleri arkadaşlarını hiç aratmadılar maçın içinde.

Örneğin Ebrar Karakurt;

Uzunca bir süredir hiç dinlenemeden oynuyordu, bir maçlığına da olsa Meryem’in sayesinde kendisine ihtiyaç duyulmadı.

Tuğba Şenoğlu maçın yıldızı Hande Baladın’la değiştiği 4 numarada (17 sayı üretti) eski günlerinden pasajlar sundu (7 sayı);

Pasör Cansu Özbay ise fake plaselerle 4 sayı kazandırdı takımıza.

İki liberomuz Simge Aköz’le  Aylin Sarıoğlu Acar en kritik rakip hücumlarında karşıladıkları manşetlerle arkadaşlarına yeni sayı fırsatları hazırladılar.

Kısacası gireni, çıkanı, kenar yönetimi, tribünü ile hep beraber Hollanda maçına çok iyi motive olmuşlardı kızlarımız, hak ederek ve eze eze kazandılar.

Dileriz bu güzel görüntülerin devamını; bu gece sabaha karşı 02.00′de oynayacağımız Japonya maçında da izleme olanağı buluruz.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu