VoleybolunAdresi.com

Engin Aksöz, “Bursa, bayan voleyboluna sahip çıkamadı!”

Voleybol Federasyonu’nun Bursalı üyesi, eski milli sporcu Ersin Yılmaz’la filenin gündemini konuştuk

Ersin Yılmaz için ‘çifte yetenekli ekstra bir sporcu’ demek yanlış olmaz. Hem voleybol, hem de basketbol oynadığı için sporun sorunlarına vakıf birisi ve engin deneyiminin verdiği birikimle yaptığı saptamalar kent voleybolundaki kan kaybına adeta ışık tutuyor.

“Büyükşehir bayanları bıraksa da altyapısını ihmal etmemeliydi. Nilüfer Belediyesi ise şehrin yetişen değerlerine sahip çıkamayarak kötü bir sınav verdi” diyen Yılmaz, Bursa’dan başka kulüplere giden altyapı oyuncularının bugün milli takımların iskeletini oluşturduğunu belirterek “Yanlış işler yapıldı” şeklinde konuştu.

‘Fabrika Voleybol’ projesinin çok iyi bir organizasyon sonucunda ismi gibi oyuncu yetiştiren bir fabrikaya dönüştüğünü iddia eden Yılmaz, “Bayanlarda dünyanın en iyi dört takımından birisi Türkiye. Erkeklerde de tarihimizde ilk kez Avrupa şampiyonu olmamız, federasyonun ne kadar olumlu işler yaptığının bir örneğidir” değerlendirmesinde bulundu.

Ersin Yılmaz‘ın deyim yerindeyse bebekliğini bilirim(!); o kadar eskilere dayanır dostluğumuz.

Spora lise yıllarında basketbolla başlayıp, ardından voleybola meyleden Yılmaz, yetenek avcısı antrenör Necmi Ton‘un “Sende bu boy ve fizik varken yeniden basketbola dönüş yapman gerekir”dayatmasıyla nihai yolunu çizip, basketbolda karar kılmıştı yıllar önce.

Filede iyi blok tutup, smaç vuran Yılmaz, boyunun kendisine sağladığı avantajla tercihini yaptığı basketbolda Necmi hoca faktörüyle daha başarılı bir görüntü çizmiştir, düşüncem böyle.

Karizmasına tavan yaptırdığı Oyak Renault basketbolda, o günün koşullarında pek uzun adam çıkmadığı için havasını soluduğu lig atmosferinde bayağı da sivrilip, sevilmiştir benden duymuş olmayın.

Yılmaz‘ın sportif portföyünü burada noktası virgülüne yazacak olsam ayrı bir röportaj daha çıkartırdım. Oysa ben onu gazeteye Türk voleybolunun elde ettiği son başarılarıyla, Bursa voleybolundaki aşağı yönlü değişim sürecini konuşmaya çağırmıştım. An itibarıyla karşımıza Mehmet Akif Üstündağ federasyonunun, Altyapı Yaş Grupları Organizasyonu ve Eğitim Kurulu Başkanı olmanın sorumluluğuyla oturunca biz de çekinmeden verip, veriştirdik.

Öğretmen, sporcu, yönetici, eğitimci Ersin Yılmaz‘ın Türk voleyboluyla ilgili değerlendirmelerinden çok çarpıcı ayrıntılarla yüzleştim. Şimdi onları sizinle paylaşma zamanıdır.

Önce milli başarılarla başlayalım. Altyapılarda benzetme yerindeyse canavar gibiyiz. U 17 Küçük Erkekler, U 18 Küçük Erkekler, U 16 Küçük Kızlar, U 19 Genç Kızlar filede Türkiye rüzgârı estirdiler. Nedir peş peşe gelen bu kadar başarının sırrı?

“Federasyon olarak altyapı çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Aslında sadece voleybolumuzun değil, bütün branşların çıkış noktası ve kurtuluş yolu altyapıdır. ‘Bastır parayı, al oyuncuyu’ dönemi bitmeli. Ne varsa bizim kendimizde var ve özümüzde inanılmaz bir potansiyel mevcut. Bilimsel çalışır, iyi eğitir, tesis olanağı sunar, elindeki malzemeyi doğru kullanıp, değerlendirirsen başarılar da çorap söküğü gibi gelir. Türk voleybolunda çok şükür hepsi mevcut. Liglerin oynandığı hemen her şehirde konforlu ve kapasitesi yüksek birçok salon var. Federasyon da bu potansiyeli ‘Fabrika Voleybol’ projesiyle işlevsel hale getirerek tıkır tıkır çalışan bir altyapı düzeni oluşturdu. Bugün ‘Fabrika Voleybol’ her yıl eklenen yeni katılımlarla 27 şehir ve 3 ilçe olmak üzere toplam 30 merkezde voleybolun hizmetinde. Eğiticilerimiz de bu işin içinden gelmiş, bilgili ve donanımlı kişiler. Toplam 108 antrenör arkadaşımız altyapı organizasyonlarında zaman mefhumu tanımadan mesai veriyorlar. Geçen yıl kayıt yaptıran sporcu sayısı 6730 idi. Bunun yanı sıra ‘Sosyal Sorumluluk Projesi’ adı altında Anadolu’nun değişik yerlerinde de voleybol okulları açtık. 2 binin üzerinde çocuk burada voleybolu öğrenmeye çalıştı. Aileler de hevesli olup, çocuklarını kurslara yazdırınca voleybol altyapımız Türkiye’nin en üretken pozisyonuna geldi. Basketbolu geçtik, adeta futbolla yarışıyoruz. Özellikle küçük kızlarımızın neredeyse hepsi gönüllü voleybolcu. İsteyerek seçiyor ve büyük bir özveriyle çalışıyorlar. Yetenek anlamında da sorun yaşanmayınca Türk kadın voleybolu altyapılarda Avrupa’nın en iyileri arasında. Büyüklerde de dünyanın en iyi 4 ülkesinden birisiyiz.”

Yanı sıra Ankara’da belki de dünya üzerinde bile benzeri olmayan, spor üzerine eğitim veren voleybol lisesi de eğitim anlamında önemli bir işlevi yerine getiriyor…

“Doğru söylüyorsun. Yetenekli öğrenciler burada hem tahsillerini sürdürüyor, diğer taraftan da bilimsel anlamda voleybol oynamaya devam ediyorlar. Altyapı çalışmaları güçlü olan kulüplerin oyuncularını mümkün mertebe bir araya getirerek, eğitimlerinin yanı sıra, milli takımlarda değerlendirme projemizin bir halkası olarak görüyoruz bu liseyi.”

Genelde kız çocukları voleybola daha meyilli gibi. Ama erkeklerde bu ilgiyi aynı canlılıkla göremiyoruz. Bunun özel bir nedeni olabilir mi sizce?

“Kız çocuklarının önlerinde Neslihan, Gözde, Naz Aydemir Akyol gibi çok üst seviyede oyuncular var. Hem milli takımlarda, hem de kulüplerinde sürekli başarılı olmuş ve şampiyonluk yaşamış isimler bunlar. Kupaları kaldırırken iyi de paralar kazanmışlar. Voleybola başlayanlar için bu isimler hem birer idol, hem de ileride onlar gibi para kazanma isteği yoğun. Bu iki faktör birleşince bu sporu cazip hale getiriyor. Aileler de bunun farkında. Çocuğunu kendi eliyle tutup voleybola yazdırıyor. Erkekler içinse böyle bir istisna ne yazık ki olamadı! Henüz bu yaz Voleybol A Takımımız tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonluğu yaşadı. Yine de erkeklerden iyi dönüşler görüyoruz. Federasyon olarak voleybola ilgi duyan herkese ulaşıp, onları değerlendirmek ortak amacımız.”

Gelelim kanayan yara Bursa voleyboluna. Bayanlarda iki yıl öncesine kadar çok güçlü bir marka iken sürekli kan kaybetmeye başladık. Bursa BŞB isim hakkını satıp çekilirken, tek kalan Nilüfer de zor günler yaşıyor. Erkeklerde İnegöl Belediyesi küçülme kararı aldı. En kötüsü altyapıdan çıkan kendi çocuklarımıza sahip çıkamayıp elimizden kaptırıyoruz?..

“Günün sorusu bu oldu Engin. Büyükşehir’in bırakmasında ekonomik sorunlar etkili oldu dense de hiç olmadı altyapısındaki oyuncuları elinde tutup, onlara yatırım yapabilmeliydi. Hepsini birer birer kaçırdılar. Nilüfer Belediyesi de maalesef bu değerleri sahiplenmede başarılı olamadı. Kafile başkanlığını yaptığım U16 Kız Takımımız, Sırbistan‘da Balkan Şampiyonu olurken takımın yükünü Bursa‘dan yetişme oyuncular çekti. Örneğin turnuvanın en iyi pasörü seçilen Pelin Eroktay Bursa BŞB’li. Şu an Eczacıbaşı’nda oynuyor. Aleyna Göçmen’le Deniz Nazlıcan’ı Vakıfbank, Pelin Erkan’la, Beyza Gülcü’yü Beylikdüzü transfer etti. Bu kızlarımız altyapı milli takımlarının banko oyuncuları.Şimdi bu ekiple İtalya’da 13-21 Temmuz tarihleri arasında U16 Avrupa Şampiyonası’nda mücadele edeceğiz.

Diyelim ki BŞB yatırımı erkeklere kaydırdı, diğer taraftan bayanlarda tek kalan Nilüfer Belediyesi bu çocukları niye sahiplenmez anlamakta zorluk çekiyorum! Hem bütçeni düşürüp dış transfer yapamıyorsun, ama diğer taraftan da elinin altındakilere de sahip çıkmıyorsun. Bu çocukları kaçırmamış olsan geleceğin kurtulur, bir daha senelerce rahat ederdin. Maalesef Bursa voleybolunun yönetici anlamında ciddi sorunları var!”

Ekonomik kriz üst tarafı da fena halde sarstı! Hem erkekler, hem de bayanlarda küçülme söz konusu. Örneğin Beşiktaş erkek voleybolunda şubeyi dondurarak herkesi şaşırttı. Bu konuda ne düşünüyorsun?

“Bu krizin düşünülenin aksine; kulüpleri kendi öz kaynaklarına yönelterek, oyuncu yetiştirme noktasında faydalı olacağını düşünüyorum. Tabii eskisi gibi ciddi paralarla ciddi kadrolar kurulması biraz zaman alacaksa da altyapıların biraz daha işlevsel konuma gelmesi kazanç hanemize yazılmalı. Yetiştirip, kendi oyuncunla oynamak gibi iyi bir şey var mı?..”

Erkekler voleybolda tarihimizin ilk Avrupa şampiyonluğunu haziran ayı içinde Estonya’da düzenlenen CEV Avrupa Altın Ligi’nde ettik. Bayanlar FIVB Milletler Ligi’nde de dünyanın en iyi dört takımı arasındayız. Son olarak bu başarılarla ilgili neler söylersiniz?

“Büyük erkeklerde kazanılan kupanın anlamı büyük. Zaten erkekler voleybolda son üç yıldır iyi bir çıkış trendi yakalanmıştı. Antrenörlüğe getirdiğimiz Nedim Özbay’la bu trendi başarıya dönüştürdük. Erkeklerde de ciddi anlamda iyi oyunculara sahibiz. Bayanlar zaten yakaladığı standardını hiç bozmadan devam ediyor. Çok iyi bir jenerasyonla oynuyoruz, daha uzun süre de böyle devam edilecektir. Geçen yıl final oynamıştık, bu yıl dördüncü sırayı aldık. Böyle turnuvalarda sıralamayı günlük performanslar belirliyor. Ve her takım birbirine denk güçte. Örneğin daha önce grup aşamasında yendiğimiz Brezilya’ya bu kez yenilirken, yenildiğimiz İtalya’yı ise set vermeden devirdik. Hocamız Guidetti’nin de hakkını vermek lazım. İtalyan koç, kadın voleybolunda sürekliliğinin sağlanmasında önemli bir kriter ve aynı zamanda bir dünya markası. Yeni nesil öylesine yetenekli ki birbirinden ayır ederken zorlanıyorsunuz. Ebrar Karakurt son turnuvanın ‘en iyi pasör çaprazı’seçilerek buna güzel bir örnek verdi.

Sevgili Yılmaz bu güzel söyleşi için size çok teşekkür ediyorum.
Engin Aksöz / Bursa

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir