VoleybolunAdresi.com

Voleybolun Unutulmazları “Biz Takımı” 627-Ali Bağde (foto)

Voleybolun Unutulmazları “Biz Takımı” 627-Ali Bağde
1963 yılının şubat ayının son salısı; yani 26’sında yeşil Bursa’nın Yeşil semtinin merdivenli sokaklarından birinde, bahçeli iki katlı bir evde dünyaya gözümü açmışım. 1965 yılında ben henüz 2 yaşımdayken taşındığımız evin bulunduğu sokakta, halen ikamet etmeye devam ediyorum.

1994 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatı bölümü 4. sınıf öğrencisi (iki ay önce Macaristan Budapeşte Eötvös Lorand ELTE Üniversitesi English and American Studies bölümünde okumaya başlayan) yaşamımdaki en değerli varlığım Umay Doğa isimli bir kızım var.
Zamanın sokakta büyüyen çocuklarındanım… Bugün voleybolun içinde bir insan olacağım taa o tarihlerde belliymiş. Konuyu biraz açmak gerekirse anlatayım:


Arkadaşlarımla sokakta top oynamak istediğimizde, bir grup dört taş iki kaleden futbol sahası hazırlarken, ben; sokağımızdaki penceresi panjurlu iki ev arasında pencereden pencereye bir ip çeker ve bu ipten altışar adım uzaklıklarda iki kaldırım arasında yere çizgi çizerek voleybol sahası hazırlar, kimi razı edebilirsem onlarla voleybol maçları yapardık. Bu maçlar genelde en fazla altı arkadaşımla üçer kişilik takımlarla oynanırdı. Yani en fazla beş arkadaşımı kandırabilirdim o kadar çocuk arasından voleybol oynamak için…
Lisanslı olarak ilk sporculuğum, ilkokul 4. sınıfta okulumuzun (Dörtçelik İlkokulu) atletizm takımı adına, bir atletizm yarışmasında 800 metre koşucusu olarak yarışmaktı. Bu koşuyla ilgili en net hatırladığım şey herkes yarışı bitirmiş hakemler benim gelmemi beklemişlerdi. Lisanslı olarak voleybolculuğum ise; ortaokul 2.sınıfta yine okul takımında (Çelebi Mehmet Ortaokulu) başlamıştı. O günlerden hatırladığım şey, maçlarımızı il müdürlüğünün balkon tribünlü güreş salonunda oynamış olmamızdır. Servis çizgisi ile duvar arası en fazla bir metreydi ve biz buradan servis atardık.
Liseye başladığımda (Tophane Endüstri Meslek Lisesi) 1. sınıfta beden eğitimi dersinde parmak pastan not verilirken beden eğitimi öğretmenimiz sevgili Nizamettin Çakır hocam (namı diğer; Nizam Hoca) tarafından okul takımına seçilmemle oyunculuğum devam etti. Okul takımı çalışmalarıyla beraber Tofaş takımıyla da kulüp oyunculuğum başlamıştı.
Kulüp antrenörlerimiz tabii ki sevgili öğretmenim Nizamettin Çakır ve o tarihlerde Çınar Lisesi’nde beden eğitimi öğretmenliği yapan sevgili hocamız Sedat Çerkezler idi. Yani beden eğitimi dersinde parmak paslarımı beğenip beni okul takımına seçen o zamanki öğretmenim ve sonrasında antrenörüm Türkiye’nin bildiği Nizam hocadır.
O yılların yaz aylarında (1978-1979) Tofaş kulübünün Uludağ Kirazlıyayla’da yapmış olduğu üç haftalık kamplar, sporculuk yaşamımın en unutulmaz zamanlarıdır. Gündüzleri üstümüz çıplak yaptığımız antrenmanlar, geceleri barakalarda yaktığımız sobalar ve üzerimizi örttüğümüz battaniyeler, akşam yemeklerinden sonra yaktığımız kamp ateşinin etrafında oturup aşçımız Raif abimizin sesinden “Ordunun Dereleri” türküsünü dinlemek, sabahları gece domuzların harmanladığı kamp yerimiz…
Lise son sınıfındayken bir de atletizm takımı maceramız vardı. Nizam hocamızın her branşın okul takımlarından oluşturduğu bir takımla (Nisan 1980) Manisa’daki liseler Türkiye şampiyonasına katılmıştık. Sevgili arkadaşımız okul futbol takımından Bursasporlu, Galatasaraylı, Fenerbahçeli Semih Yuvakuran 110 metre engelli koşmuştu. Ben de 100, 200, 4×100 metre ve 3 adım atlama yarışlarına katılmış ve madalyalar kazanmıştım.
Liseden sonra bir dönem, Tofaş takımında futbol oynadım ve Konya’da düzenlenen gençler Türkiye şampiyonasında Trabzonspor ve Bursaspor’un ardından Türkiye üçüncüsü olduk. Sonrasında askerlik, askerlik sırasında da yine voleybol oynadım. Kars’ta askerliğimi yaparken Erzincan 3. Ordu takımından davet aldım ve bir yıl orada kaldım, 1983 Erzincan depremini de orada yaşadım. Bir hafta binalara giremedik, çadırlarda kaldık, gündüzleri Erzincan halkına yardım etmeğe gittik.
Askerlik dönüşü genç yaşta Sönmez Holding bünyesinde iş hayatına başladım. Çalıştığım Sönmez ASF şirketinin futbol takımında amatör olarak üç sezon futbol oynadım. 1988 yılı Ağustos ayı sezon başı antrenmanında (birdirbir atlarken ) sağ dizimden ciddi bir sakatlık geçirdim. Yapılan kontrollerde diz kapağının altındaki kıkırdakta yırtık olduğu yani menüsküs olduğum belirlendi. Tedaviler sonuç vermeyince, kasım ayında ameliyat olmak zorunda kaldım.
Ameliyatlı ve raporlu olduğum dönemde Nizam hocama yaptığım bir ziyaret sırasında (Şubat 1989) bana; “ Voleybol aday hakem kursu açılıyormuş, gidip müracaat etsene bir sporcum da hakem olsun.” demesi 29 yıllık bir yolun başlangıcının habercisiydi…
O anda hemen yanından ayrılıp koşar adımlarla İl Müdürlüğü spor servisine gittim, müracaatların kapanmasına sadece bir saat kalmıştı, hemen dilekçemi yazıp evrak kayıttan geçirip spor servisine teslim ettim ve açılan kursla beraber hakemlik yolculuğum başlamış oldu…
Üç hafta, on beş akşam devam eden kursta öğretmenimiz Bursa İli Uluslararası hakemi hocamız Mustafa Elitez’di. 1989 yılı Eylül ayında başlayan sezonla beraber benim de 1 yıl aday, 5 yıl il, 5 yıl ulusal ve 18 yılı da uluslararası olmak üzere, 29 yıllık hakemlik yaşamım başlamış oldu.
Güzel ülkemde 36 şehirde, Avrupa’da 23 ülkede ve bir defada Çin’de hakemlik görevleri yaptım. 2001 Romanya-Buzau, 2002 Tokat ve 2008 Ankara Balkan şampiyonası, 2008 Bosna Tuzla, 2011 Bursa ve 2017 Bursa-İnegöl Balkan Kupası, 2002 ve 2005 Brno Çekya Bahar kupası, 2007 Sırbistan Belgrad ve 2015 Gürcistan-Tiflis EYOF Avrupa Gençlik Olimpiyatı, 2009 Sırbistan-Belgrad ve 2011 Çin-Shenzen Üniversite Oyunları, 2013 Mersin Akdeniz Oyunları, 2016 Sırbistan-Belgrad Dünya Liseler Şampiyonası görev aldığım şampiyonalar oldu.
Yurtiçinde ve dışına onlarca seyahat yaptım, yüzlerce insanla tanıştım, çok farklı yaşamlar gördüm, çok farklı kültürler tanıdım, çok farklı yemekler yedim. Aday hakem kurslarında öğretmenlik yaptım. Maddi olarak çok fazla bir getirisi olmadı ama her zaman söylediğim bir şey vardı… “81 ilde ne aç ne de açıkta kalırım.” Çok güzel arkadaşlar ve dostlar kazandım. Bunun tek sebebi hobi olarak yaptığım voleybol hakemliği ve voleybol sporudur.
Emeklilik hobisi olarak; beş yıldır resim, iki yıldır da seramik sanatlarıyla ilgileniyorum. Ebru ve Çini sanatlarından da birer yıl eğitim aldım. Resim ve seramik hayatımın vazgeçilmezleri oldular. Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSMEK birimi bünyesindeki Merinos Kurs Merkezi’nde haftada bir gün (Çarşamba) seramik, bir gün de (Cuma) resim derslerine devam ediyorum.
2015 yılı Ekim ayında Cengiz Göllü hocamız adına düzenlenen turnuva sırasında “Salonda Sanat” isimli kara kalem, canson ve yağlı boya çalışmalarımdan oluşan bir resim sergisi açtım. Spor salonlarında bu bir ilkti…
2018 yılı Aralık ayında hakemlik yaşım doluyor, mümkün olursa jübilemle beraber Resim ve Seramik çalışmalarımdan oluşan ikinci bir sergi açmayı düşünüyorum, umarım bu hayalimi gerçekleştirebilirim.
29 yıl boyunca attığım her adımda ve çıktığım her basamakta üzerimde emeği olan, varlıklarıyla yanımda olan herkese çok teşekkür ediyorum. En özel teşekkürümde hakemliğe ilk adımlarımı atarken verdiği disiplinle nerde nasıl davranacağımı öğretmesiyle sevgili büyüğüm Yılmaz Özbabacan’a.
Böyle bir düşünceyle yola çıkan ve birbirinden çok ayrı yaşamları bir araya getiren size çok teşekkür ediyor, “Biz Takımı”na sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın