VoleybolunAdresi.com

O Bir Voleybolcu, O bir abla, O bir anne, O Selcan Çağlar, ” Bir Voleybolcunun Anıları”

O Bir Voleybolcu, O bir abla, O bir anne, O Selcan Çağlar, ” Bir Voleybolcunun Anıları”

Eczacıbaşı ve Milli Voleybol Takımı eski kaptanı olarak 1970-2012 yılları arasında voleybol camiasında yaşamış olduğum dönemi anlatan,Bir Voleybolcunun Anıları isimli kitabımın imza günü. 10 Nisan Salı günü, saat 19.00’da Burhan Felek Spor Salonu’nda yapılacak olan ve büyük ihtimalle Eczacıbaşı Kadın Voleybol Takımı’nın Avrupa Şampiyonluğu’nu ilan edeceği maç öncesi, saat 17.30’da VIP salonunda gerçekleşecek.

Bu benim voleybol yıllarımı anlatan bir anı kitabı. Kendi yaşadıklarımı anlatırken, bende iz bırakan anıları yeniden hatırlarken, doğal olarak o dönemi de aktardım. Sanki başka bir ülkeyi, başka bir çağı anlatıyor gibiyim. O kadar çok şey değişti ki… On yıllar içerisinde, Türkiye’de Kadın Voleybol Milli Takımı olmadığı dönemden, sıfırdan başlayıp, dünyanın zirvesine oturduk; hem kulüp takımlarımız her yıl Avrupa ve Dünya Şampiyonu oluyorlar, hem de milli takımımız her zaman Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında üst sıralarda yer alıyor.

Bu on yıllar içerisinde dünyada sistemler, imparatorluklar çöktü; yeni ülkeler çıktı, voleybol kuralları değişti, voleybolcuların, takımların fizikleri, kimyaları gelişti. Türkiye’de ise depremler, krizler, darbeler, kıtlıklar, salgın hastalıklar, devalüasyonlar oldu; sokakta uçuşan mermilerden, akşamları sokağa çıkamadığımız yıllar geçti. Döviz yokluğundan yurt dışına çıkışların üç yılda bir mümkün olduğu zamanlar oldu. Bir kışı yakıtsız geçirdik, evlerde iş yerlerinde, salonlarda kaloriferler yanmadı tüm kış boyunca; yağ, şeker, tüp gaz bulunmaz oldu .

Ne güzel ki, biz voleybol oynamaya devam ettik. Hayat ve içimizdeki çocukça coşku her zaman bu zor koşullara galip geldi. Tarihe düşülen kayıtlar, olaylar, gazete manşetleri, ürkünç haberler aslında bizim yanımızdan geçti, gitti. Bizim hayatımız voleyboldu ve etrafımızdaki çalkantılar spor yaşantımızı etkilemedi. Hayat bizim için etraftaki olaylar değil, kendi maçlarımız, zaferlerimiz, yenilgilerimiz, seyahatlerimiz, yaşadıklarımızdı sonuçta. Hiç sağa, sola bakmadan, kendi yolumuzda yürüdük, gittik ve bu sayede çok başarılı olduk. Hayal bile edemediğimiz yerlere geldik.

Bu yıllar içerisinde değişen çok önemli başka bir şey daha oldu; o da kadın sporcuların toplumdaki yeri ve insanların zihinlerindeki algıydı. Aileler kızlarını spora, voleybola göndermek istemezken, kadın sporculara iyi gözle bakılmazken, her başarımızdan ve televizyondaki maç yayınından sonra, gazetelerdeki boy boy zafer ve gurur tablolarından sonra, kadın voleybolculara ilgi, saygı ve hayranlık arttı. Halk bu voleybolcu kızları böyle sevdi, benimsedi. Kızları da bizim gibi olsun istedi ve voleybol okulları dolup taşar oldu.

Bir araba reklamında denildiği gibi: “Yola çıktığımızda yol yoktu !” Kendi yolumuzu kendimiz açtık; kendi yolumuzu kendimiz yürüdük; ummadığımız, beklemediğimiz, hayalimizin ötesinde yerlere vardık.

Ne mutlu biz, voleybolcu kadınlara !

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın