VoleybolunAdresi.com

Engin Aksöz,” Türk kadın voleyboluna Bursalı yeni yıldız adayı”

Altyapı kadın voleybolunun başarılı pasör çaprazı Bursalı Pelin Eroktay gelecekle ilgili kariyer planlamasını YeniDönem’e anlattı.

Pelin Eroktay genlerinde sporun kromozomlarını taşıyan bir aileden gelme. Abla eski bir voleybolcu, anneyle, baba ise eski birer basketbolcu. İkilem içinde kalan Pelin bir süre sonra ablasının izini sürerek voleybolda karar kılmış. Bursa BŞB’de adımını attığı bu spor dalında en iyi olabilmek için de 3 yıl önce ailece Eczacıbaşı’nı tercih etmişler.

U 16 Kadın Milli Takımı’yla geçen yıl Balkan, bu yıl ise Avrupa şampiyonlukları yaşayan Pelin, Balkanlar’da ‘MVP’ seçilirken, Avrupa Şampiyonası’nda turnuvanın ‘en iyi ilk altılısı’ arasına girmiş. Eczacıbaşı yıldız ve genç takımlarının başarılı oyuncusu, A Takımı’nın Brezilyalı antrenörü Motta’nın da göz bebeği adeta ve yarınlara özenle hazırlanıyor.

‘Hedefim önce Eczacıbaşı A Takımı’nda banko oynamak, sonra da A Milli Takım’da arkadaşlarımla birlikte başarı öyküleri yazmaya devam etmek’ diyen Pelin, kendisinde eksik kabul ettiği blok performansı için özel hoca eşliğinde çalışıyor. Tijana Boskovic ve Ede Erdem Dündar hayranı yıldız adayı, Bursa BŞB’nin kadın voleyboluna yeniden dönmesini de çok istediğini sözlerine ekledi.

Pelin Eroktay Bursa‘dan yetişmiş, bu şehrin havasını soluyup, ekmeğini yemiş genç bir voleybolcu adayı. Gelişime açık, çok yetenekli, kazanımlarını iyi kullandığında ileride A Milli Kadın Takımı’nın en önemli simgelerinden birisi olacağına kesin gözüyle bakılan potansiyel bir yetenek.

Yeşil şehirde başlayıp, İstanbul Eczacıbaşı‘nda bir tık yukarılarda seyrine devam eden sportif yaşamının henüz başında sayılsa da kısacık kariyerine sığdırdığı başarılarıyla, kazandığı bireysel ödüller, ileriki günleriyle ilgili en çarpıcı referansları. 

Bursa BŞB Spor Kulübü’nün altyapısında voleybola adımını atan sporcu, farklı oyun stiliyle kısa sürede diğer arkadaşlarından daha fazla ön plana çıkmayı başarmış.

Ardından da giderek artan bir başarı trendi yakalayarak, basamakları birer birer tırmanmış.

Altyapı milli takımlarının değişik kategorilerinde şampiyonluklarla tanışırken, diğer yandan da performansıyla bireysel ödüllere ambargo koyan yıldız adayı smaçör, döktüğü terlerin karşılığını yetenek avcılarının radarına girerek alır.

An itibarıyla yaklaşık 3 yıl önce transfer olduğu Eczacıbaşı Spor Kulübü‘nün yıldız ve genç kadın takımlarında voleybol yaşamını sürdüren Pelin Eroktay, filenin sultanlarının gelecekle ilgili kariyer planlamasının en ön saflarında yer alacak isimlerden birisi olarak kabul ediliyor şimdiden.

Pelin‘i annesi eski basketbolcu Pervin, babası yine eski bir basketbolcu ve antrenör Gürkan Eroktay’la birlikte gazetemizde konuk ederek kendisiyle ilgili merak edilenlerle, voleybol üzerine görüşlerini tartıştık.

Pelin Eroktay kimdir, kendini kısaca tanıtır mısın?

“2004 Bursa doğumluyum. Sırasıyla Bahçeşehir Koleji ve TED Bursa Koleji’nde okudum. İstanbul’a transfer olunca da mecburen okulum değişti. Önce Özel Beykoz TED İstanbul Koleji’ne kaydoldum. Daha sonra da naklimi yaptırdığım Okyanus Lisesi’nin öğrencisi oldum. Bu yıl 9. sınıfta öğrenim göreceğim. Benden büyük Selin isminde bir ablam var. Kendisi de eski bir voleybolcu. Bursa’da Nilüfer Belediyespor’da oynadı. Okulu ağır basınca bırakmak zorunda kaldı. Halen İstanbul’da Türkçe öğretmenliği yapıyor.”

Voleybola başlamanda ailenin katkısı oldu mu?

“Fazlasıyla. Ailemde herkes annem, babam, ablam kim varsa sporcu. Böyle olunca da birisinden etkilenmemek mümkün değil. Beni ablam Selin’in oynadığı voleybol, basketbola göre daha çok cezbedince kendimi filenin önünde buluverdim.”

Başlangıç adresin Bursa BŞB Kulübü değil mi?

“Evet… Bursa BŞB Spor; kadın voleyboluna ciddi anlamda yatırım yapan değerli bir kulüptü. Kapanması şehir voleybolu adına hiç iyi olmadı. Birçok genç sporcunun anılarının bulunduğu, voleybola ilk adımını attığı bu şube ne olursa olsun devam ettirilmeliydi. Bunlar benim ilgi alanıma girmese de Bursa BŞB’de voleybolla tanışmış bir sporcu olarak duygularımı paylaşmadan edemedim. 9 yaşında filenin önüne geçtiğimde ilk antrenörüm Hasan Kurter olmuştu. Bende çok emeği bulunan birisi. Kendisine buradan teşekkür etmek istiyorum.”

Voleybola başlarken hedefinin odağında ileride iyi bir sporcu olmak mı yatıyordu; yoksa ‘bu işte iyi para var’ tarzı ekonomik bir tercih mi ön plana çıktı?

“Para olayını aklıma bile getirmedim dersem en doğrusunu söylemiş olurum. Zaten yaş itibarıyla mali konular bana çok yabancı. İyi bir voleybolcu olmak, zamanla yükselip hem kendi takımımda, hem de milli takımda çok başarılı bir pozisyona gelmek sportif yelpazemde önceliğim olan kriterlerdir.”

Bursa BŞB kadınlarda şubesini kapatmasaydı Bursa’da devam etmeyi düşünür müydün?

“Karar alınmadan biz Eczacıbaşı ile ilgili tercihimizi yapmıştık. Yukarıda da anlattım. Yaşımız küçük olsa da böyle kararlar herkes gibi beni de olumsuz etkiledi. Keşke tekrardan kadın şubesi yaşama geçebilse. İnanın çok sevinirim. Doğduğum şehre yeniden dönüp, voleybol oynayabilmem için; Sultanlar Ligi’nde çok iddialı bir kadroya sahip olan kulübün varlığının söz konusu olması gerekir. Doğrusunu söylemek gerekirse; böyle bir ihtimal ne bugün ne de yarın hiç yok gibi.”

Peki seni nasıl keşfettiler. İlk teklif kimden geldi?

“İzmir’de düzenlenen Türkiye Minik Kızlar Voleybol Şampiyonası’nda. 2016 yılında Bursa BŞB ile Türkiye şampiyonu olurken; ben de performansımla ön plana çıkmıştım. Vakıfbank’la, Eczacıbaşı’nın altyapı kurmayları maçlarımızı izlediklerinde, en çok beni beğenmişler. Eczacıbaşı altyapı sorumlusu Suphi Doğancı bir adım daha öne çıkarak, ailemle konuşup, anlaşmış. Bana da kabul etmek kaldı.”

Altyapı yaş gruplarının organizasyonlarında performansın çok dikkat çekiciydi. 2018’de U 16 takımımız Balkan Şampiyonu olurken, sen de en değerli oyuncu ödülüne (MVP) layık bulunmuştun. 2019 yazında yine U 16 Takımı İtalya’da Avrupa Şampiyonluğu kupasını havaya kaldırırken, seni de ‘turnuvanın en iyi altılısı’nda pasör çaprazı ödülüyle taltif etmişlerdi. Bu başarılar için neler söyleyeceksin?

“Çok sevindirici ödüllerdi kuşkusuz. Her iki turnuvada da iyi oynadığımı düşünüyorum. Karşılığını da gördüm zaten. Benim kadar, aynı kadroda oynadığım arkadaşlarımın da şampiyonluklarımıza önemli katkıları oldu. Sonuç itibarıyla takım sporu yapıyoruz.”

İtalya’daki şampiyonada ‘MVP’ ödülünün senin yerine; pasörümüz Özge Arslanalp’a verilmesi biraz garip gelmedi mi sana da?

“Genelde böylesi ödüller smaçörlerle, pasör çaprazlarına gider. Büyüklerimiz bize tercihin politik olabileceğini söylediler. Tuhafıma gitse de Özge arkadaşım da iyi maçlar çıkarttığı için teselli buldum. Sonuç itibarıyla en iyi sporcu ödülü Türkiye’de kalmış oldu.”

Eksiklerinin olduğunu düşünüyor musun? Bunların giderilmesiyle ilgili özel çalışmalar yapıyor musun?

“Blok performansımın yeteri kadar iyi olmadığını söylüyorlar. Bununla ilgili olarak bireysel gelişim antrenörlerimiz tarafından özel olarak çalıştırılıyorum.”

İleride Eczacıbaşı A Takımı’nın file önünde önemli bir parçası olmaya en büyük adaylardan birisin. Yeni görevinle ilgili özel hazırlıkların var mı?

“Kendime güvenim tam. Bu ideale ulaşabilmek için inanılmaz efor sarf ediyorum. En büyük hayalim de zamanı gelince Eczacıbaşı kadrosunun hücumdaki kilit oyuncularından birisi olarak aktif görev alabilmek.”

A Takımı’nın Brezilyalı hocası Marco Aurelio Motta’nın sana olan ilgisi nasıl? İdmanlarınıza geliyor mu?

“Sürekli yakın takipte. Hemen her idmanımızda bulunuyor. Özellikle beni çok beğendiğini, kendimi hazır tutarak A Takım’da görev beklememi tembihliyor. Aşırı motive oluyorum onun bu sözleriyle. Güvenini kazanmak için daha çok çalışıyorum.”

Kendine rol model olarak seçtiğin yerli ve yabancı oyuncular hangileri?’

“Yabancılardan bizim takımın pasör çaprazı Sırp Tijana Boskovic, yerlilerden de Eda Erdem Dündar. Eda abla rol model olarak kabul edilecek, karizmatik bir oyuncu. İlerlemiş yaşına karşın performansı hep zirvede.”

Bayan voleybolumuz Avrupa’da ve dünyada yükselen bir trend içinde. Son Avrupa ikinciliğimiz için neler söylemek istersin?’

“Benim gözümde turnuvanın şampiyonu ablalarımız oldu. Çok talihsiz bir final maçı kaybettik. Şampiyonluğu küçük nüanslar belirledi. Sonuç olarak çok gurur verici bir başarıydı. İleride ben de böyle bir final maçının parçası olmayı çok isterim. İnşallah nasip olur.”

Annenin en çok hangi yemeklerini beğeniyorsun?

“İçinde kıyma bulunan patlıcanlı yemeklerini. Et yemeklerini de güzel yapar. Bana gelecek olursam; omlet ve salata türü şeyleri yapma konusunda kendimi geliştirdim. Şimdilik bu kadarını becerebiliyorum…”

Sinema, tiyatro, müzik, kitap okuma. Hangisi tercihin?’

“Sinema. Daha çok belgesel türü filmler izliyorum. Kitap okumaya ise pek vaktim yok. Hem derslerim, hem de idmanlar fazlasına izin vermiyor.”

Boş zamanlarında neler yapıyorsun?

“Boş zamanım yok gibi. Bulduğumda da az görüşebildiğim arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum.”

Voleybolun dışında izlemesini sevdiğin spor dalı?

“Basketbol. Son olarak TOFAŞ’ın Cevat Soydaş Turnuvası’nı takip ettim. Fenerbahçe’nin basketbol maçlarını izlerken büyük heyecan yaşıyorum.”

Futbolda tuttuğun bir takım var mı?

“Hayır. Zaten futbol maçları pek ilgimi çekmez.”

Bırakmak istediğin bir mesajın var mı?

“Spor bağlamında kadınlar olarak bir yere gelmek istiyorsak eğer, yaptığımız işi ciddiye alarak çok çalışmalı, başarılıları da idolümüz kabul etmeliyiz.”

Bu güzel söyleşi için sana çok teşekkür ederken, sporcu şansının da hep yanında olmasını diliyorum sevgili Pelin…
Engin Aksöz / Bursa

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir