VoleybolunAdresi.com

Engin Aksöz, ” Seda Uslu; bir pasörle bir kaptandan çok daha fazlası…”

Engin Aksöz, ” Seda Uslu; bir pasörle bir kaptandan çok daha fazlası…”

O bir kaptan, o bir pasör, o bir abla, o bir sessiz kahraman…

Kendisine biçilen yeni görev tanımıyla Bursa’ya dönüş yapan Seda Uslu ile özünde Nilüfer Belediyespor’u, genelinde Türk bayan voleybolunu tartıştık…

“Kenarda beklemek, ya da oynayamamak benim için sorun değil. Yeni kurulmuş bir kadroya ablalık yapmam istendi, itirazsız kabullendim. Çok iyi idman yapan ve bundan şikâyetçi olmayan bir takımız. Kimyamız da oturunca, o mütevazı kadroyla kimsenin tahmin etmediği bir yerde normal sezonu tamamladık.”

“Voleybolcu bir ailenin çocuğuyum. Babam da bu camianın saygın isimlerinden birisi. Pasör oynamam benim değil, hocam Emin İmen’in tercihiydi. Bana göre en iyi yabancı pasörler Ognjenovic’le Carli Llyod. Bizden de Naz Aydemir’le, Cansu Özbay’ı beğeniyorum.”

“Pasör oyuncuda saha içi liderliğiyle organizasyon yeteneği üst düzeyde olmalı. Aynı zamanda diğer pozisyondaki arkadaşlarının da neler hissettiğini gözlemlemesi gerekir. Takım olgusuyla taktiksel kurgusu çok iyi bir kadromuz var. Hedefimiz Avrupa Kupaları’na katılmak.”

Nilüfer Belediyesi’nin basın bürosunda görev yapan Sevgili Raif Yiğit aklımı çeldi, “Abi bizim takımdan kaptan Seda ile röportaj yapar mı sın?” diye…

Niye olmasın ki daha önce aynI takımdan Selin’le Buse’yi konuk edip, röportajlarını gerçekleştirmiş birisi olarak; babası neredeyse 30 yıllık dostum olan Seda’yı mı kıracaktık, “Madem öyle baba Zeki ile birlikte gelsin” dedim, saati saatine davete icabet ettiler.

Zeki Uslu, Bursa erkek voleybolunun efsane kulüplerinden Sönmez Filament‘in en önemli (1992’de kapatıldı) oyuncularından birisiydi. Şampiyonluk sevinci yaşayamasalar da yeşil beyazlı formayla Bursa’da voleybol sevgisinin yeşermesine katkıları büyük oldu. Zeki an itibarıyla eski takım arkadaşı Faruk Saran‘la birlikte tekstil sektörüne bobin üreten bir iş yeri çalıştırıyor.

Gelelim parkenin içine…

Uslu ailesinin iki çocuğundan en büyüğü olan Seda Uslu, normal sezonu 7. sırada bitirerek Vakıfbank’la eşleşen Nilüfer Belediyespor‘un takım kaptanı ve pasörü.

Aileden söz edince iki numarayı atlamak biraz ayıp olacaktı, kulaklarını çınlatalım.

Seda’nın kardeşi Yankı da eski bir voleybolcu. Bursa DSİ’de başlayan voleybol yaşamını sonraları Efeler Ligi‘nin İstanbul Büyükşehir ve Fenerbahçe başta olmak üzere değişik kulüplerinde devam ettirmiş. Spordan kopunca da kendine yeni bir kariyer planlaması yaparak yurt dışına çıkmış. (Sohbet sırasında Yankı’nın Birleşik Arap Emirlikleri‘nin Dubai kentindeki bir hava yolu şirketinde çalıştığını öğrendik.)

Parkelerin içinde aktif olarak fazla izleyemesek de üstlendiği misyonun gerekleri neyse onu yerine getirmeye çalışmış Seda sezon içinde. Hem kaptan, hem kızların ablası, hem de ismi tam olarak konmasa da ablalık ötesi bir görev tanımının deyim yerindeyse gönüllü hizmetkârı olmuş.

Teknik kadronun en büyük destekçisi; yönetimin de saha kenarında adeta eli ayağı gibi olan Seda Uslu ile Nilüfer Belediyespor‘la bayan voleybolunu konuştuk uzun uzun. Uzatmadan söze girme zamanı geldi…

 

Sporcu bir babanın kızısın. Kardeşin Yankı da senin gibi voleybolun içinden birisi. Bu spora başlamanda babanın mı etkisi oldu, yoksa seçimini tek başına sen mi yaptın?

“Her şey doğal gelişti. Voleybolun içinde büyümem kuşkusuz bir avantaj. Babam sahada oynarken, annemle tribünden maçlarını izlerdim. Bir süre sonra kendimin de bu sporun içinde olmam gerektiğini fark ettim. Bursa BŞB Spor’un altyapısında 11 yaşında voleybolla tanıştım.”

Pasör, voleybolun ana kumanda merkezi gibi. İyi pasörü olan takımların daha iyi performans sergilediği yadsınamaz bir gerçek. Sorum şöyle olacak. Voleyboldaki pozisyon seçimine kendin mi karar verdin, yoksa senin yerine karar veren mi oldu?

“Bu kararı Vakıfbank‘ta antrenörlüğümü yapan Emin İmen ağabeyim verdi. Hocaların mutlaka bizden daha iyi bildiği şeyler vardır diye düşünüyorum. Pasör oynayarak başladığım bu sporu öyle noktalayacağım.”

Bir pasörde bulunması gereken özellikler nelerdir dersem?

“Bir kere saha içi liderliğiyle organizasyon becerisi üst düzeyde olmalı. Yanı sıra kendi pozisyonunun dışında, diğer pozisyonda oynayan arkadaşlarının da neler hissettiğini iyi gözlemlemesi gerekir. Sahanın içinde antrenörüyle taktiksel anlamda en yakın iletişimi de pasör sağlar.”

Bursa bayan voleybolunun en önemli kilometre taşları kabul edilen iki belediye takımında da forma giymiş bir oyuncusun. Üstelik bu Nilüfer’e ikinci gelişin. Tercihinde mutlu musun?

“Kesinlikle. Hem çok isteyerek, hem de benden ne istenildiğini bilerek geldim. Oynayıp, oynatılmama gibi bir tercihi de asla sorun yapmadım. Takım içindeki rolüm neyse ve benden ne isteniyorsa onu yerine getirmeye çalışmak benim için daha önemliydi.”

Takımın baş pasörü genç kuşağın başarılı isimlerinden Buse Ünal. Seni transfer ederken fazla oynamasan da takıma ablalık yapman istenmiş. Bir yerden sonra Buse’nin alternatifi olmayı, başarılı kariyerinle özdeşleştirebilmek seni rahatsız etmedi mi?

“Ben kompleksli bir sporcu değilim. Takımım için en doğrusu neyse kararı hocam verir. Kaldı ki Buse çok naif, büyüklerine saygılı, aynı zamanda yetenekli bir sporcu. Ben de elimden geldiğince onun gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyorum. Aramızda çok güzel bir ilişki var.”

Teknik kadro ve yönetim senden çok memnun. Yeni sezonla ilgili bir karar verebildin mi? Devam mı yoksa yeni bir transfer olabilir mi?

“Henüz oturup düşünmesem de ilk tercihim Nilüfer Belediyesi olacaktır.”

Nilüfer Belediyesi mütevazı bütçeli bir takım. Hatta belki de ligin en küçüğü. En başında camianın ‘küme düşme’ adayları arasındaydı Şimdi ise play-off oynuyor. Sezon için neler söylemek istersin?

“Sezona iyi başlayamasak da sonunu iyi bitirdik. Hem yeni kurulmuş bir takımdık, hem de sakatlıklar düzenimizi bozdu. Bu da takımın birbirine alışma sürecini uzattı. O süreci çabuk atlatıp, rüzgârı arkamıza aldık. Başarımızda takım olabilmenin katkısı çok büyük. Bir kere çok iyi çalışıyoruz. Teknik kadronun analizleriyle saha içi taktikleri de kimyamızla örtüşünce çıtayı yükseltip, hedefimizi revize ettik. Şanssız bir şekilde kaybettiğimiz bir iki maç olmasa, sıralamada bir iki basamak üstte olmak işten bile olmayacaktı. İlk turda Vakıfbank’a karşı fazla şansımız bulunmasa da play-off etabından Avrupa Kupaları’na gidecek bir sonuç alacağımıza inanıyorum.”

 

Ligde şampiyonluk için favorin kim? En beğendiğin yerli ve yabancı pasörler?

“Vakıfbank’la Eczacıbaşı eş değerde, çok kaliteli iki takım. Muhtemelen finali de bu iki takım oynar. Serideki günlük performanslarla bireysel hatalar şampiyonu belirler diye düşünüyorum. Yine keyifli bir sezon sonu finali voleybolseverleri bekliyor. Benim kriterlerime göre en iyi yabancı pasör; geçen sezon Eczacıbaşı forması giyen Sırp Maja Ognjenovic’ti. Ondan daha iyisi denirse ABD Milli Takımı’nın pasörü Carli Lloyd’u söylerim. Yerlilerden Naz Aydemir Akyol tartışılmaz. Vakıfbanklı Cansu Özbay’ı da çok beğeniyorum. Bizden de Buse Ünal iyi bir aşama kaydetti. Yetenekli bir oyuncu. Çalışarak tecrübe kazanırsa çok iyi yerlere gelecektir.”

Türk bayan voleybolu, kulüpler bazında dünyanın zirvesinde. Bu başarıda yabancıların katkısı mı daha ön planda, yoksa yerli oyuncuların da çorbada tuzu bulunuyor mu?

“Bence ikisi de eş değerde. Bayan Milli Takımı’nın yurt dışı performansı çok iyi düzeyde ve her kesimden otoritenin takdirini topluyor. Gelen iyi yabancıların yerli oyuncuların kalitesini yukarılara çektiği bir gerçek. Bizlerin belirli bir standartta oynamalarını teşvik etseler de ülkemizin de al yapılarından çok iyi oyuncular geldiği yadsınamaz. Oysa 10-15 yıl önce bunları konuşamazdık bile. Bugün için yerli oyuncu kalitemizin yabancılardan bir farkı kalmadı. Örneğin Eda Erdem Dündar’ı hiçbir yabancıya değişmem. Kreatif bir orta hücumcu. Gözde’yle, Neslihan‘ın her ne kadar bırakmış olsalar da voleybol dünyasında özel bir konumları var.”

Yabancı oyuncuların çok yüksek paralar karşılığında transfer edilmelerini doğru buluyor musun?

“Kimin ne kazandığıyla ilgili benim görüş belirtmem doğru olmaz. Kaliteli yabancının belirli bir standardıyla, piyasası var. Siz vermeseniz de başka bir ülkeye giderek oynar. Oyuncu kalitesine inandığı için o paraları talep ediyor.”

Gelelim özel yaşamla, zevklerine. Yemesini en çok sevdiğin yemekle, pişirmesini en çok sevdiğin yemekler hangileri?

“Yemek ayırt etmem. Sebze ağırlıklı beslenirim ama et de soframdan eksik olmaz. Annemin her yemeği çok güzeldir. Şunu daha iyi yapar dersem, diğer yaptıklarına haksızlık olur.”

Biraz da sosyal yaşam. Kitap okur musun? Sinema, tiyatro?

“Hem de çok. Elimden hiç düşmez. Kişisel gelişim kitapları tercihimdir. En son Berrak Yurdakul‘un ‘Ev yapımı bir paraşüt’ isimli kitabını okudum. İdmanlardan fırsat buldukça sinemaya da gidiyorum.”

 

Diğer sporlarla aran nasıl? Voleybolun dışında hangi sporları izlersin. Takım tutar mısın?

“En sonundan başlayayım. Futbolla aram iyi değil. Dolayısıyla takım tutmuyorum. Voleybolun dışında televizyondan tenis ve atletizmi izlemeyi severim.”

Voleybolcu olmasaydın hangi sporla uğraşmak isterdin?

“Bir branş veremesem de herhalde yine bir takım sporu yapmak isterdim.”

Buraya kadar gelmişken bir de babana sorup, röportajı tamamlayalım. Voleybola dair bir şeyler söylemek ister misin?

“Federasyonda Teknik Kurul üyesi olarak görev yapıyorum. Daha çok çocuğun spor yapmasını, bayanların yanı sıra erkeklerin de voleybolu tercih etmesini bekliyorum. Yaz okulları açıldığında en büyük talep gören branş açık ara bayan voleybolu. Erkeklerin de bu sporu sevip, tercih etmeleri en büyük dileğim.”

Sevgili Zeki, Sevgili Seda; baba, kız olarak beni kırmayıp geldiğiniz için ikinize de çok teşekkür ediyorum.

Seda Uslu kimdir?

1983 İstanbul doğumlu. Bursa Anadolu Lisesi ve Tan Lisesi’nde okuduktan sonra üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nde tamamladı. Bursa BŞB altyapısında voleybolla tanışan Seda Uslu 20 yıllık profesyonel kariyeri boyunca Vakıfbank, Eczacıbaşı, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Halk Bank, Bursa BŞB ve Nilüfer Belediyespor’da voleybol oynadı.