VoleybolunAdresi.com

Engin Aksöz, ” Sakın kıymayın kızlara, kaybeden Bursa voleybolu olur.”

Engin Aksöz, ” Sakın kıymayın kızlara, kaybeden Bursa voleybolu olur.”

Ligin en sonuna denk gelmiş olsa da; Vakıfbank gibi bayan voleybolunda dünya markası bir rakibi net skorla yenmek ilk önce başarıdır, sonra keyiftir, son tahlilde de bir şekilde pay çıkartacak kadar anlamı vardır. 

Sıralamaya hiçbir şekilde etkisi olmasa da; devasa bütçeli bir şampiyona karşı, mütevazi paralara kurulmuş kadroyla bu iş başarılıyorsa eğer, yakında start alacak play-off serisi için de eşleşilen Fenerbahçe’ye verilmiş bir göz dağıdır ki;  kırbacı yedikçe arap atı gibi açılan Büyükşehirli bayanlar hele bir de yarı final yakalayabilirse; şubeyi alt yapı düzeyinde kategorize edip, erkeklerde yatırım yapmaya hazırlanan yönetimi öyle utanır ki; kendi adıma şimdiden  tur için istihareye yatmaya başladım. 

Skora bakarak Giovanni Guidetti’nin perilerinin fileye rezerv kadrosuyla çıktığı sanılmasın sakın. 

İlk set dışında dinlenmeye çektiği takımın ağır ablası Zhu Tıng dışında elinde avucunda kim varsa parkeye saldı İtalyan hoca. 

Gözde Kırdar, Cansu Özbay, Kübra Çalışkan, Melis Durul, Zehra Güneş yerli rotasyonundan dakika alırken, Kelsey RobinsonLonneke SloetjesMilena Rasic’de ‘çıkın, oynayın, yenin’ modunda kurgulanmış lejyonerleriydi Vakıfbank’ın. 

Hele genç jenerasyon; böyle bir şans bulduğu için olağanüstü hırs yapıp, belki de bir daha bulamayacağı fırsatı başarıya dönüştürme adına, programlanmış güdümlü füzeler gibi dövmeye çalıştılar Büyükşehir’i file üstünden. 

Vakıfbank kabul edilmeli ki çok yetenekli, çok fizikli, hücumda çok yönlü oynayabilen pırıl pırıl bir yerli kadroya sahip. 

Bizim Bursalı Kübra’yı artık olgunlaşıp, bayağı iyi oyuncu olduğu için bir kenara koyacak olursak; Zhu’yla yarışabilecek bir boy vasatisine erişmiş Zehra Güneş, yeni jenerasyon içinde çok farklı bir statüde duruyor. Her topu öldürebilecek kapasitede ve boy avantajıyla da köşelere duvar gibi blok örebiliyor. Pasör Cansu Özbay’ın; pozisyonun duayeni Naz Aydemir kenarda soluklanırken onu hiç aratmayan bir tempo içinde, arkadaşlarını bayağı bayağı oynatması da görülmeye değerdi doğrusu. 

Şimdi izlemeyenler yenilgi için ‘Vakıf ligi kafasında bitirdiği için hiç konsantre değildi’ değerlendirmesi yapabilir. Ne var ki böyle bir yaklaşım bile, Büyükşehir’in file önünde ve arkasında sergilediği güzellikleri gölgeleyemez, peşin peşin söyleyelim. 

Sezon başlarındaki ataleti üzerinden atan Büyükşehir, şubeyle ilgili dedikoduların ayyuka çıktığı şu günlerde şiir gibi voleybol oynayıp, anasının ak sütü kadar helal bir galibiyet kazandı, ‘bize ne rakibin motive olamamasından, işleri bu değil mi ki?’. 

Şaşırtıcı olan, sezon içinde yaptığı küçük dokunuşlarla ideal altılısı bulmaya çalışan coach Angelo Vercesi’nin bazı oyuncuları için kullandığı opsiyonun sonunda ‘deneme yanılma’ ile eli, yüzü düzgün, takır takır top oynayan bir takım yaratmadaki başarısı.  

Geçiş döneminde kendisine yöneltilen eleştirilere kulaklarını tıkayıp, an itibariyle her rakibe korku salacak karakterde bir takım kimyası tutturması Brezilyalı hocanın camiadaki popülaritesini de arttırmış durumda. 

Örneğin bir ara gündeminden çıkartıp, kenarda tuttuğu pasör Nilay Karaağaç’ın giderek ivmelenen performansında;  Vercesi’nin uyguladığı terapinin etkili olduğunu söyleyebiliriz. 

Hep konuşulur ya ‘özgüven sporda çok önemli’ diye…  

Cansu Aydınoğulları’na kaptırdığı formasını ilmek ilmek dokuyarak sırtına yeniden geçiren Nilay’ın takımı oynatırken kullandığı yüksek paslarına konsantre olabilme durumu, işte bu özgüvenin bir sonucu. 

Kadronun bir diğer kazancı; milli takımdan berbat dönüş yapan pasör çaprazı Bulgar Emiliya Dimitrova’nın çok çalışıp açığını kapatmasıyla adeta bir terminatöre dönüşmesi. 

Nilay’la mükemmel bir ikili oluşturan Dimitrova atılan yüksek pasların neredeyse hepsini öldürebildiği gibi, tek ayak üzeri hücumlarıyla da rakip blokların korkulu rüyası oldu. 

Kendini her maça hazır tutmasını bilen Fatma Yıldırım’ın yanı sıra, hem ortayı, hem de köşeleri ayni etkinlikte kullanmaya başlayan Hollandalı Yvon Belien, Büyükşehir’in final serilerinde en önemli kozları arasında. 

Yeniden resmedilen tabloda fırçayla tuvale yapılan son dokunuş ta Ergül Eroğlu.  

Nilay ve Cansu ile 3 numarayı kullanmada hala zamanlama sorunu yaşatsa da; plaseyle bile olsa top öldürme becerisi, hiç yoktan iyidir.  

Uzun boyunun avantajını kullanarak blok savunmasında oynadığı caydırıcı rolü, hücumdaki defolarını örtüyor ki; bundan daha fazlasını da isteyen yok zaten kendisinden. 

Saha içinde hücum opsiyonlarının giderek fazlalaşması, savunmayı da cesaretlendirmiş durumda. 

File üstünde iyi blok tutmayı portföyüne eklemeyi başaran takım, dublaj ve manşet savunmasında da epey mesafe kat etti. 

Burada bir soluk alıp, Gizem’den sonra şahane bir silkiniş gerçekleştiren libero Aylin Sarıoğlu’nun hakkını verelim. 

Üzerine kurşun gibi gelen smaç servislerde bile topu yeterince yumuşatıp pasörüne lokum kıvamında ikram eden Aylin, birçok maçın görünmeyen kahramanı ve her hafta üzerine ekleyerek ilerliyor. 

Gelelim en can alıcı mevzuya. 

Vitese takıp, sol şeritte gitmeye başlamış bir şubeyi, gelecek sezon itibariyle erkeklere tercih etme gibi bir düşüncenin giderek daha yüksek sesle dillendirilmeye başlanması; yanlış olduğu kadar, bu yola sapanları da eninde sonunda şarampole fırlatır bizden hatırlatması. 

Erkek-bayan voleybolu arasındaki makasın bayanların lehine kapanamayacak ölçüde açıldığı bir süreçte, kızlardan vazgeçmek Bursa’da voleybolun ayağına kurşun sıkmaktan başka bir şey olmaz. 

Alt yapılarda bile özgül ağırlık bayanlardan yana, kimse yetişmekte olan evladını voleybolcu olsun diye okullara göndermiyor. 

Naçizane önerim; bayan voleybolu yine bu düzeylerde mutlaka devam ettirilmeli. Sonuç itibariyle kızlar Bursa’ya, seyircilerle, bizler de onlara alıştık. 

‘İlle de erkek olacak’ deniyorsa eğer; muhtemelen sezon sonunda 1. Lig’e çıkması beklenen İnegöl Belediyespor’un pilot takımı Oylat maçlarını gelir Bursa’da oynar. 

Engin Aksöz / Bursa

 

 

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın