VoleybolunAdresi.com

Engin Aksöz, ” Nilüfer’in ayak sesleri…”

Engin Aksöz, ” Nilüfer’in ayak sesleri…”

Bursa BŞB bayan voleybolun Sultanlar Ligi’nden çekilmesiyle şehirde tek başına kalan Nilüfer Belediyespor’un oynadığı her maçın sonunda devamlılığıyla ilgili tereddütlerin üzerine kırmızı kalemle çentik atması çok hoşuma gitmeye başladı.

Sıra onlara geldi’ iddialarının an itibariyle buz üstüne yazılan yazıdan bir farkı yok.

Bırakın çekip gitmeyi, kalıcı olabilme adına fileye öylesine sıkı sıkı yapışıyorlar ki; bakınca sezon başı görüntüleriyle bugünün görüntüleri arasında dağlar kadar fark var.

Başlangıçta pısırık, ürkek, üretkenlikten uzan kadronun, haftalar ilerledikçe oynadığı her maçın üzerine ekleye ekleye geldiği son nokta, bundan böyle rakibin ismi ne olursa olsun kolay kolay pes etmeme kararlığıdır.

Geçen hafta sonunda yenilirken bile; kendi potansiyeliyle mukayese edilemeyecek Eczacıbaşı’na müthiş bir direnç gösteren Nilüfer Belediye; Çarşamba akşamı bu ligin hatırı sayılır kadrolarından THY’i silip süpürürken, bir yerde gücünü de test etmiş oldu.

Öz güvenini kazanmış oyuncularla oynamak voleybola farklı bir güzellik katıyor.

THY karşısında, istikrar kazanan devamlılığını, iyice oturtmaya başlayan savunma ve hücum kurgusuyla pekiştiren bir Nilüfer Belediyesi gördük.

Takım halinde çok istekli, çok heyecanlı, çok coşkulu oynayarak rakibe maçın içine girme fırsatı vermeden kazanmaları en dikkat çekici özelliğiydi kuşkusuz.

Antrenör Alper Hamurcu’nun her oyuncusundan maksimum yararlanma üzerine kurguladığı coachingi, karşı tarafın saha içi hamlelerini anında çürütüp, Nilüferli kızları da vitrine çıkarttı.

Savunmacı karakterin zirveye çıktığı maçta; libero Aylin’in yaktığı ateşin, dalga dalga parkenin içine yayılmasına, kırılma anlarından birisiydi diyebiliriz. Topu yere düşürmeden hücuma kazandıran reflekslerle uzayan rallilerin yarattığı coşku ise, beraberinde nefese izlenen bir maç atmosferine dönüşüverdi.

Rakibin bir türlü öldüremediği topların, karşı hücumlarda sayıyla sonuçlanması Nilüfer’in direncini arttırırken, THY’ da saha içi disiplininin kaybolmaya başladığını gördük. İkili blokları da bir türlü geçemeyip, panik butonuna erkenden basan THY için sonun başlangıcı diyeceğimiz dakikalar geldi. Buse Ünal’ın organize ettiği hücumları iyi bir gününde olan Bytsenko ve Bailey üzerinden skora dönüştüren ev sahibi; böylece maçın sonucu üzerine herhangi bir soru işareti bırakmamış oldu.

Sultanlar Ligi kurtlar sofrasından farksız. Böylesine kaliteli bir organizasyonda; genç oyuncularla oynayabilmek tek kelimeyle cesaret ve yürek ister.

Çoğunlukla oyuncu kazanmayı, maçın skoruna tercih eden antrenör Alper Hamurcu’yu Buse Ünal gibi bir pasörü Türk bayan voleyboluna hediye ettiği için tebrik etmek gerekiyor.

Hocasının kendisiyle ilgili beklentilerini boşa çıkarmayan Buse’nin de saha içinde inanılmaz bir enerji ile oynayarak, arkadaşlarını bir maestro gibi kullanması her türlü takdirin üzerinde.

Smaçör seçimlerini iyi yapan, pozisyonunu bulunca da rakibin file önü zaaflarını akıllı plaseleriyle sayıya dönüştüren Buse; bu çizgisini sürdürebilirse, bayan milli takımımız adına da büyük kazanç sayılacaktır.

Buse’nin yanı sıra; Selin Arifoğlu’nun sakatlığında ortada oynatılan kullanan Hande Korkut’un kısa sürede gösterdiği gelişim de dikkat çekici olmaya başladı.

Hiç hesaba katılmayan bir kadronun; yavaş yavaş ağırlığını hissettirdiği ligde rakiplerinin korkulu rüyası olmaya doğru son sürat yol kat etmesi, Bursa bayan voleybolu adına da kuşkusuz büyük bir kazanç.

Bütçenin ne kadar mütevazi olursa olsun taşları yerli yerine oturtabilirseniz eğer, mutlaka bir şekilde şans faktörü de eninde sonunda size gülmeye başlayacaktır.

THY’nın bir ihtimal hiç aklına bile getirmediği bu yenilgide, takımın en önemli skor opsiyonu Aneta Havlıckova’nın daha ilk setin başında ayak bileğini burkarak sakatlanmasının etkili büyüktü. İstanbul ekibi bu şanssızlıktan sonra bir daha kendini toparlayamayarak maça resmen havlu attı.

Maç dışı notlarımıza gelince.

Voleybol yaşasın, yaşatalım diyoruz ama bu spor seyirci olmadan hiç çekilmiyor. Nilüfer’in yüzme şubesinin minik öğrencilerini bir kenara bırakacak olursak, maçın en sadık izleyicileri sporcu yakınlarıyla, bir elin parmağı geçmeyen medya mensuplarıydı.

GDS (Görüntülü Değerlendirme Sistemi) fazlasıyla amacı dışında kullanılmaya başlandı. Kulüp ya da isim fark etmez. GDS istemek, takımı adına haksızlığın giderilmesinden ziyade; ekstra mola yerini almış durumda. Üstün olan tarafın hızını kesmeye doğru son sürat ilerleyen bu uygulamanın artık bir standardının olmalı gerekiyor.

Başhakem Yılmaz Duman’ın kendisine itiraz etmeye çalışan genç Buse’yi bir kulesinden inip dönmediği kaldı. Bu ne şiddet, bu ne celal hocam;  karşındaki daha çocuk sayılır, kaşlarını çatıp, elinle kolunla jestler yapacağına, daha münasip bir lisanla uyarman daha iyi olmaz mıydı?.

Engin Aksöz / Bursa

 

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın