VoleybolunAdresi.com

Engin Aksöz, ” Haydi Abbas, vakit tamam!..”

Engin Aksöz, ” Haydi Abbas, vakit tamam!..”

1963…

Bursa’ya babamın görevi nedeniyle Gemlik’ten aile olarak gelip yerleştiğimiz tarih…

Yeşil Camii’nin yanı başında konuşlanmış tarihi çay bahçelerinin hemen altında yer alan Hacı Sevindik Mahallesi’nde uncu hacı Şevki’nin evinde kiracı pozisyonunda oturuyoruz…

O günlerde küçücük bir kasaba olan Gemlik’ten Bursa’ya taşınmak ilk başlarda çocuk ruhumuzda fırtınalar estirmişti, kolay kolay unutamam.

(Tanrı uzun ömürler versin, bugün 91 yaşında olan babam orman mühendisi, annem rahmetli ev kadını; bir de benden 5 yaş küçük erkek kardeşim Mehmet’le çekirdek aile prototipini tamamlıyoruz).

Arkadaş edinme evrelerinde ilk tanış olduğum kişi, sonradan ünlü bir model ve fotoroman yıldızı olan, arada film de çeken sevgiliTarık Tarcan… (Tarık’ın sonraları Müjde Ar’la çevirdiği Fahriye Abla filmi onu Yeşilçam’ın gözdeleri arasına sokmuştu)

Gel zaman git zaman bol basamaklı merdivenlerini tırmanıp,Yeşil Çay Bahçeleri’ne takılmaya başladım. O günlere denk gelir, an itibarıyla İzmir’de ünlü bir holdingin CEO’luğunu başarıyla sürdüren Ödemişli Ergün Çiçekçi ve arkadaş çevresiyle tanışmam…

Erol, Ahmet, İrfan ve diğerleriyle sıkı bir dostluk kurdum zaman içinde. Vakit geçirmek için Kurdoğlu’na gidip mahalle maçlarına takılır, (bilmeyenler için yer tarifi yapacak olursam; Yeşil’deki İslam Eserleri Müzesi’nin altından geçen yolun tam ortası)dönüşte de Yeşil’de İsmail Akpınar amcanın kahvesinde çayına iddialı tavla partileri düzenlerdik. Zar tutmayla nasıl kapı alınacağını Ergün öğretmiştir bana, kulakları çınlasın.

Ergün Fenerbahçeli’ydi, bense henüz kulübünü seçememiş nötr bir insan… Babası sünnetçi olan Ergün yaz bitimi memleketi Ödemiş’e dönünce, yanındaki çevresi de bir yerlere dağılırdı.

Oynayacak kimse bulamayınca kardeşimle eve kapanırdık mecburiyetten. Arada bir Tarık, kardeşim Mehmet, bir de ben bizim evin ahşap kapısını kale yapıp, lastik topları elimizle kafamıza yönlendirerek gol atmaca oynardık, kim çok gol atarsa o maçı kazanırdı, çocukluk işte…

xxx

1965’in yağışlı bir kış günü, Hüsnü Tombak eniştemin oğluBülent abimin “Gel seni Bursaspor’un maçına götüreyim”demesiyle değişti dünyam, futbolla tanışır tanışmaz kanım ısınıverdi, işte Bursaspor o gün bugündür ailemden sonra en büyük aşkım oldu, üzerinden tam 52 yıl geçmiş, inanın bir gram eksilme yok yeşil beyazlı renklere duyduğum sevgide, ‘iyi ki götürmüş beni Bülent abim maça diyorum’ o daveti ne zaman aklıma gelse.

Yağmurdan ağırlaşmış balçık çamur bir zeminde oynanan maçtan aklımda kalan en çarpıcı anekdot; santrfor Kocaelili Koçero Mustafa’nın (Mustafa Güvenç) kafayla attığı golleri oldu.

Rakip Karşıyaka’da kaleci Akın’a yediği her golden sonra maratonla Teksas’ın koro halinde ‘Akın’ın elinde yumurta tavası, kıpırdama Akın’ diye başlayıp, sonu sinkaflı bir benzetmeyle biten sataşmasını duyunca inanın utanmıştım;Bülent abimin yüzümün kızardığını görünce “Madem siftahı yaptın, bunlara alışacaksın Engin” demesiyse kulağımda bir küpe gibi asılı durur hâlâ; bunun artık nesine alışılacaksa!..

Gidiş o gidiş; bir daha kim yanına alır Bülent abisini, “Hafta sonugelsin de maça kaçayım” diye iple çekerdim.

2,5 liralık haftalığımın 1 lirası eğer o hafta maç varsa; Atatürk Stadı’nın eski kale arkasına (Teksas) aldığım bilet parasına giderdi, diğer yarısı da ben yaştaki Bursalıların mutlaka bir şekilde anılarında yer etmiş Dilek ya da Yazıcıoğlu sinemalarının 14.20 cumartesi matinelerine.

O gün bugün Bursasporluyum işte, hâlâ bu yaşta yüreğinde yeşil beyaz sevgiyi yaşatıp, maçlarının takipçisi olmak çocuklarıma bırakacağım en değerli manevi mirastır, ne mutlu bana, ne mutlu Bursasporluyum diyebilene…

Kulübün tarihine mal olmuş ne kadar kupa ve şampiyonluk varsa hepsine bire bir canlı tanıklık etme ayrıcalığı yaşamış sporsever bir fani olarak; bugün de aynı istek, aynı aşk ve coşkuyla tutacağım Timsah Arena’nın yolunu…

Tuttuğu ve yazdığı renkler kazanınca çocuklar gibi sevinen, yenilince de dünyası kararıp, feleğini şaşıran iflas olmaz Bursasporlu olarak, 2017-2018 sezonunun evindeki açılışını Alanyaspor maçıyla olan ortak sevdamıza kazasız, belasız, mümkün olduğunca eleştirisi az, bol gollü ve inşallah sonunda bir kupa ile taçlanabilecek sezon geçirmesini diliyorum…

Düşen takvim yaprakları gibi, her gün birer birer eksilen ömrümüze bir şampiyonluk daha sığdırabilir mi Bursasporbilemem ama sanki bu cümleyi bana Allah söyletti gibime geliyor.

Haydi bakalım Abbas vakit tamam…(*)

Akşam diyordun işte oldu akşam.

Biletler elde koşar adım stada.

Dinsin artık kalbimizdeki ağrıyla, yeşil beyaz sevgisi.

Al getir ilk sevgiliyi, 2010’un Mayıs’ından.

Yaşamak istiyorum o şampiyonluğu yeni baştan…

(*) Son dizeler, ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Abbas’ şiirinden ilham alınmıştır.

Engin Aksöz / Bursa / Voleybolunadresi.com

You must be logged in to post a comment Login

Yorum Yazın